Uluslararası Göçün Hukuki Boyutu
Uluslararası göç, günümüz dünyasında sıkça gündeme gelen küresel bir olgudur. İnsanlar kimi zaman daha iyi ekonomik koşullar arayışıyla; kimi zaman da siyasi baskılar, savaşlar ya da kültürel nedenlerle doğdukları toprakları geride bırakıp başka ülkelere yönelmektedir. Bu yazımızda, uluslararası göçün hukuki boyutunu inceliyor ve insan hakları bağlamında kişilerin sahip olduğu vazgeçilemez, devredilemez hakları mercek altına alıyoruz.
Elif Naz Çaybaşı


A) Giriş
Uluslararası göç tek bir hukuk dalına ait olmayıp birçok hukuk dalının ana konularındandır. Göç olgusunun hukuki niteliği bireyin devletle ve bireylerin birbiri ile ilişkisi üzerinde şekillenmektedir. Bu çalışmada öncelikle uluslararası göçün ne olduğu, kapsamı ve türleri ele alınacak daha sonrasında hukukla ilişkisine ve insan hakları dahilinde doğurduğu sonuçlar incelenecektir.
B) Uluslararası göç kavramı, kapsamı ve türleri
Göç, farklı sınıflamaları kapsamına almaktadır. Ekonomik göç, ekonomik olmayan göç, gönüllü göç, gönüllü olmayan göç, geçici göç, sürekli göç, transit göç, yerleşik göç, yasal göç, kaçak göç, beyin göçü ve vasıfsız göç gibi nice gruplandırmalara tabi tutulur. Göç olgusu ortaya çıktığı dönemlerin siyasi, ekonomik ve kültürel belirleyiciler tarafından şekillenir. Belirleyicilerden göç kuramları olarak bahsedeceğiz.
C) Göç Kuramları
Göçü etkileyen birçok kuram vardır. Uluslararası göç ekonomik, siyasi, hukuki, toplumsal ve çevresel pek çok sebeple ortaya çıkmaktadır. Savaşlar, iç çatışmalar, siyasi baskı ve insan hakları ihlalleri bireyleri zorunlu göçe yöneltirken; etnik, dini veya kültürel ayrımcılık da güvenli yaşam arayışını tetikler. Ayrıca eğitim, aile birleşimi, evlilik gibi sosyal nedenler, çevresel felaketler ve iklim değişikliğinin yol açtığı yaşam koşullarının ağırlaşması da uluslararası göçün temel sebepleri arasında yer almaktadır.
Devletler arası savaşlar, iç savaşlar, silahlı çatışmalar ve yaygın şiddet ortamı insanların can güvenliğini ortadan kaldırır. Bu durumda göç, “daha iyi yaşam” arayışından çok hayatta kalma amaçlıdır. Bombardıman, zorla silah altına alma, işkence, keyfi tutuklama, cinsel şiddet, yerleşim yerlerinin yok edilmesi gibi riskler kitlelerin komşu ülkelere ya da daha uzak bölgelere sığınmasına yol açar.
Kuraklık, sel, fırtına, orman yangınları, deniz seviyesinin yükselmesi, tarım alanlarının verimsizleşmesi gibi çevresel olaylar yaşamı sürdürülemez hale getirebilir. Bu göçler her zaman “klasik mülteci” tanımına girmese de günümüzde giderek artan biçimde zorlayıcı göç sebebi olarak görülür.
Üniversite, yüksek lisans/doktora, araştırma imkanları, akademik özgürlük ve bilimsel altyapı gibi sebeplerle gerçekleşen göçte amaç “iş bulmak”tan çok eğitim ve kariyer gelişimi olabilmektedir.
D) Uluslararası Göçün Hukukla İlişkisi ve İnsan Hakları Dahilinde Doğurduğu Sonuçlar
Ubi societas, ibi ius yani hukuk, insanın toplumsal ilişkilerinin ve davranışlarının düzenlendiği her alanda ortaya çıkar. Göç de en önemli toplumsal hareketlenmelerden biridir. Uluslararası göç yalnızca ekonomik, siyasi veya sosyolojik bir olgu olmayıp hukukla derinden ilişkisi olan bir olgudur. Göç en az iki devleti ilgilendirmektedir bu da meseleyi uluslararası hukuk alanına taşımaktadır. Göç eden kişi göç ettiği ülkede vatandaş olmasa bile insan haklarına tabiidir. Bu bağlamda da insan hakları hukuku ile ilişkilendirilebilir.
Göçmen hakları, bireyin göçmen statüsü kazanmasıyla birlikte insan olmasından kaynaklanan temel haklarının ortadan kalkmaması ilkesine dayanır ve bu haklar ağırlıklı olarak uluslararası insan hakları hukuku, mülteci hukuku ve uluslararası göç hukuku kapsamında korunur. Göçmenler, statülerine bakılmaksızın yaşam hakkı, işkence ve insanlık dışı veya onur kırıcı muamele yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Göçmenlere verilen vize, ikamet izni, sınır dışı kararı gibi hukuki kararlar devlet ve göçmen arasındaki idari işlemler üzerine kuruludur. Göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, sahte belge kullanımı gibi suçlar da ceza hukuku kapsamına girmektedir.
Uluslararası göç bazı karmaşalara da yol açmaktadır. Göç eden bireyin özel hayatı hukukla çatışır. Örneğin uluslararası evliliklerde hangi ülkenin hukuku uygulanacağına dair karışıklıklar yaşanabilmektedir. Bu noktada uygulanacak hukukun belirlenmesi, yetkili mahkemenin tespiti ve yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi (Yabancı mahkemelerin verdikleri hükümleri Türk mahkemelerinin tanıması.) sorunları ortaya çıkmaktadır.
Başka bir açıdan, göç, sosyal devletin ilkelerinde çatışma yaşanmasına sebep olmuştur. Devlet yalnızca kendi vatandaşlarına mı yoksa yetki alanındaki tüm bireylere yönelik mi çalışmaktadır sorularını gündeme getirmektedir. Sosyal hakların evrenselliğini derinleştirmiştir. Uluslararası göç sorunu çoğu kavramın anlamını yeniden sorgulatmış, kapsam alanını derinlemesine incelememizi sağlamıştır.
İnsan hakları; insanın herhangi bir şarta veya statüye bağlı olmadan doğuştan sahip olduğu dokunulmaz, vazgeçilmez ve devredilemez üstün nitelikli değerleridir. İnsan hakları üç kuşaktan oluşmaktadır. Birinci kuşak: can ve mal güvenliği; ikinci kuşak: din ve vicdan özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, siyasi hak ve özgürlükler; üçüncü kuşak: gizlilik hakları yer almaktadır. Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’ne göre göçmenleri koruyan çokça madde bulunmaktadır. Bazıları şunlardır:
Madde 1: Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdanla donatılmışlardır, birbirlerine kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.
Madde 2.1: Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka türden kanaat, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş veya başka türden statü gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, bu Bildirgede belirtilen bütün hak ve özgürlüklere sahiptir.
Madde 3: Herkesin yaşama hakkı ile kişi özgürlüğü ve güvenliğine hakkı vardır.
Madde 6: Herkesin, nerede olursa olsun, yasa önünde bir kişi olarak tanınma hakkı vardır.
Madde 13.2: Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeden ayrılma ve o ülkeye dönme hakkına sahiptir.
Devletler bu hakların korunmasında hukuki ortamı yaratmak zorundadırlar. Göçmenlerin göç çeşitlerine göre bazı özel hakları vardır. Göç, bir insan hakkıdır. Bu konudaki sorunlar insan hakları çerçevesinde incelenmelidir. Ülkeler kendi sınırlarına giren kişilerin haklarını korumalıdır.
E) Sonuç
Göçün ekonomik, sosyal ve siyasal boyutları olduğu kadar, insan hakları ve hukuk devleti ilkeleri bakımından da derin etkileri bulunmaktadır. Göçmenler, vatandaşlık statüsüne sahip olmasalar dahi insan olmaktan kaynaklanan temel hak ve özgürlüklerin öznesidir. Devletlerin göç politikalarını oluştururken güvenlik, kamu düzeni ve sosyal dengeyi gözetmesi meşru olmakla birlikte, bu politikaların insan onurunu zedelemeyecek ve temel hakları ihlal etmeyecek şekilde uygulanması hukukun zorunlu bir gereğidir.
İleri Hukukçular
Geleceğin hukukçularının topluluğu.
İletişim
Etkinliklerimizden haberdar ol!
© 2025. Tüm hakları saklıdır.
